Şubat 14, 2019

Dünyayı “Kurtaracak” Bitki

by Erdem Eren Law Firm in Rekabet Hukuku

Bir bitki düşünün, milattan önce 8.000’li yıllardan bugüne kadar kumaş olarak kullanılıyor. 15. yüzyılda matbaa icat edildiğinde, bu bitkiden yapılan kâğıtlara baskı yapılıyor. 1776’da Amerika’da Bağımsızlık Bildirgesi bu bitkiden yapılan kâğıda yazılıyor. Levi’s pantolonları ilk kez bu bitkinin kumaşından yapılıyor. 1930’lu yılların başına geldiğimizde ise giysi için üretilen kumaşların yüzde 80’i, denizcilik sektöründe kullanılan halatların yüzde 90’ı ve kâğıt üretiminde kullanılan hammaddenin yüzde 75’i bu bitkiden yapılıyor. Otomotiv sektörünün efsanelerinden Henry Ford’un bir döneme imza attığı “Biomasscar” adlı arabasının yenilenebilir enerji kaynağı da yine aynı bitki.

Bununla birlikte bu bitkinin birçok ülkede yetiştirilmesi, tüketilmesi, depolanması, satışı ve ülke dışına çıkarılması yasalara aykırı; ancak devlet gözetiminde bu bitkinin tarımı yapılabiliyor. Hangi bitki olduğunu tahmin edebildiniz mi? 

Evet, kenevirden söz ediyorum!

Kenevir Hukuku

Cannabis, Marihuana ya da Hemp olarak da bilinen ve farklı alt türleri olan kenevir bitkisi, American Journal Proceedings of the National Academy of Sciences’ta yayımlanan araştırmaya göre, 80’den fazla farklı kannabinoid içeriyor. Bu kannabionidlerden THC maddesini bünyesinde barındıranlar, psikoaktif özelliklere sahip olmakla birlikte, CBD özelliğine sahip olanlar skleroz, epilepsi gibi çeşitli nörodejeneratif hastalıklara iyi geliyor. THC maddesine sahip olan ve esrar olarak da bilinen kenevir türü sebebiyle, kenevir üretimi birçok ülkede yasak. Ancak üretimi yasak olmayan belirli bölgeler için kenevir büyük bir endüstri anlamına geliyor. 

The Hemp Business Journal’ın raporuna göre sadece Amerika’daki kenevir endüstrisi 2017 yılında yüzde 40 oranında artarak 367 milyon dolar satış hacmine ulaştı. Arc View Market Research’ın raporuna göre ise aynı pazarın 2020 yılında 22 milyar dolar olması öngörülüyor. Bu rakamın büyük bölümünü ise CBD özelliğine sahip olan kenevir oluşturuyor. CBD özelliği olan kenevirin çekirdekleri, lifleri ve özü kozmetikten tekstile, sağlık alanına kadar çok farklı şekillerde kullanılıyor. Son dönemlerde ise ‘sağlıklı yaşam’, ‘self-care’ , ‘sürdürülebilirlik’ gibi trendlerin de etkisiyle moda ve tekstil sektörü, bu bitkinin mucizelerinden yararlanmak için yeni iş planları yapıyor.

Kenevir, 1996’da yeryüzünde 13.722 hektarlık alanda yetiştirilirken, günümüzde 22.850 hektarlık alanda üretiliyor. Dünya ekonomisinin önemli endüstrilerinden biri olmaya hazırlanan kenevir sektörü, söz konusu bitkinin hızlı yetiştirilmesi sebebiyle ülkelerin yeni odaklandığı tarım konularından biri. Bu bitkinin dünyanın farklı bölgelerindeki yasal statüsüne gelecek olursak; Amerika Birleşik Devletleri’nde 28 eyalette yasal olmasına rağmen kenevir, hâlâ birçok eyalette hem hukuki olarak hem de etik açıdan günah keçisi ilan edilmiş bir bitki. Bununla birlikte Amerika’da 1960’larda bu bitkiyi destekleyenlerin oranı sadece yüzde 12 iken, günümüzde bu bitkiye yüzde 60’lara varan bir destek söz konusu.

Türkiye’de ise, Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı kuruluşlarca, THC oranı düşük kenevirin üretimine ve işletilmesine yönelik çalışmalar yürütülüyor. Bu çalışmalar sonucunda 2 endüstriyel kenevir çeşit adayının tescil başvurusu tamamlanarak sürecin başlatılması öngörülüyor. Yapısındaki uyuşturucu madde oranından dolayı kontrollü ekilmesi gereken kenevirle ilgili Türkiye’deki mevzuata bakıldığında, kenevirin içeriğindeki uyuşturucu madde oranı sebebiyle, lif, sap ve tohumunun amacı dışında yetiştirilmesi yasaklanırken, bilimsel araştırmalarla THC’si düşük kenevir çeşitlerinin geliştirilmesi hedefleniyor. Aynı zamanda, Tarımsal Araştırmalar Politikalar Genel Müdürlüğü destekli, “Saplarından Lif Elde Edilen Bitkilerde Tarım Teknikleri ve Mekanizasyonunun Geliştirilmesi, Üretim ve İşleme Maliyetlerinin Düşürülmesi”ne isimli proje kamu-özel sektör ortaklığında yürütülüyor. Proje kapsamında, keten, kenevir ve ısırgan bitkilerinden mekanizasyon destekli olarak düşük maliyetli ve kabul edilebilir kalitede doğal liflerin elde edilmesiyle biyoyakıt üretiminden, otomobil sektöründe doğal fiber parçalara, ağaç işleme sanayisine, kenevir talaşından doğal inşaat malzemelerine, ahşap malzemelere, kumaş ve kanvas ürünlere, gemi halatına, izolasyon malzemelerine, kozmetik ürünlere, biyodizel, biyokütle yoluyla enerji üretimine, kenevir yağı, gıda ve yem, kağıt sanayisine, banknot ve sigara kağıdına kadarı çok geniş alanda kullanılması öngörülüyor. 

Kenevir, Türkiye için önemli ihracat kaynaklarından biri olma potansiyeline sahip. Türkiye’de bu bitki 2016 yılından beri 19 şehirde yasal olarak sınırlı şekilde yetiştirilebiliyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) araştırmalarına göre, Türkiye’de 1988 yılında 34 bin dekar alanda kenevir yetiştirilirken, kenevirin sınırlı üretilmesi nedeniyle, 2014 yılında kenevir üretim alanının 10 dekara gerilediği görülüyor. 2016 yılında 19 ilde yetiştirilmesi kontrollü olarak serbest bırakılan kenevirin 2017’de 46 dekar alanda üretildiği tespit ediliyor. Kamu otoritelerinin de geçtiğimiz günlerde Türkiye’de yerli kenevir üretimine başlanacağını duyurmasıyla, devlet kanalından bu yönde teşviklerin ve desteklerin gelmesi olası görünüyor. Özellikle, bu duyuruyla birlikte, yasal olarak sınırlı şekilde kenevir üretimi yapılmasına izin verilen illerin artırılması bekleniyor. Ülkemizin kenevir tarımına uygunluğu ve kenevirin Şile Bezi gibi ürünlerle kültürümüzde bulunan bir bitki olması sebebiyle bu bitkinin yetiştiriciliği yeni yatırım fırsatlarından biri gibi gözüküyor.

Konuyu Avrupa Birliği özelinde değerlendirecek olursak; THC maddesinin oranı yüzde 0,3’ün altında (marihuanada ise yüzde 7,8 civarında) kalması şartıyla 1989’da AB, bu çok tartışılan bitkinin üretilmesine ve kullanımına onay verdi. Bugün ise kenevirin durumu bir hayli farklı. Avustralya’da sabun, şampuan ve hatta vücut şampuanına kadar çeşitli ürünlerin içeriğinde rastlamak mümkün. Kenevir konusunda lider ülke olan Fransa’da, THC maddesi 0,1 ve 0,2 oranında olmak üzere yaklaşık 11 bin hektarlık bir alanda kenevir yetiştiriliyor. Focus Dergisi’nin haberine göre, ülkedeki “Le Mans la federation nationale du chanvre” adlı kuruluş, kenevir bitkisiyle ilgili araştırmalara yer veriyor ve bitkinin lifli kısmının arabaların fren ve debriyaj mekanizmasında kullanılmasını hedefliyor. Bazı Batı Avrupa ülkelerinde, sadece deney amaçlı kullanım için ilgili bakanlıktan alınan özel izinlerle ekimi yapılıyor. Milano’daki Vimercate şirketine, Çin ile Doğu Avrupa ülkelerinden yılda 130 bin ton kenevir ihraç ediliyor ve bitkiden 500 bin metre kumaş dokunuyor. 

Kenevir Modası

Dünya genelinde 1930’lu yıllarda çıkarılan esrar karşıtı yasalar sebebiyle, kenevir tarımı önemini yitirmeye başlarken, aynı dönemde sentetik liflerin yükselmesi, bu bitkinin yetiştiriciliğini giderek azalttı. Tekstil ve moda sektörü uzun bir süre sentetik lifleri kenevir gibi organik liflere tercih etti. Sentetik liflerin tekstil endüstrisindeki kullanımının artışıyla birlikte, doğal olanı benimsemenin ve özgürlüğün vurgulandığı 70’lerdeki ‘hippi’ akımında da kenevir kumaşı oldukça önemli bir yere sahipti. Yetiştirdikleri bitkiyi hem ‘içen’ hem de ‘giyen’ hippiler, o dönemlerde sürdürülebilir modanın da ilk tohumlarını ektiler. Uzun bir süre sentetikle savaşta yenik düşen kenevir, önümüzdeki dönemlerde yükselişe geçmeye hazırlanıyor. Zira sürdürülebilirliğin öneminin arttığı bu dönemde kenevir, ekolojik özellikleriyle ön plana çıkıyor. Tekstilde keten-kenevir olarak da bilinen söz konusu kumaş, en sağlıklı kumaşların başında gelen pamuğa karşı fiziki özellikleriyle dikkat çekiyor. Örneğin, pamuklu kumaşlar nemin yüzde 8’ini emerken, keten giysilerde bu oran yüzde 12’ye yükseliyor. Bugünlerde moda ve kozmetik sektöründeki birçok marka, ‘kenevirin nimetlerinden’ yararlanmaya hazır.

Alexander Wang, Jeremy Scott gibi tasarımcılar couture modasına kenevir yaprakları motiflerini taşıyarak bizlere bu dönemin başlama sinyallerini verdiler. Bununla birlikte Vertly Balm, Mary’s Medicinals gibi markalar da kenevir özünden kozmetik ürünleri, vücut yağları ve rahatlatıcı losyonlar pazarına adım attı. Mary’s Medicinals’ın yaptığı basın açıklamasına göre şirket, aylık olarak ortama 900 bin dolar satış yapıyor.

Kenevir özlü kişisel bakım ürünleri satan ve 2016 yılında kurulan Marley Natural,  Privateer Holdings’ten 122 milyon dolar fon aldı. Marley Natural aynı zamanda marka ismi için Bob Marley’le 30 yıllık bir lisans anlaşması yaptı. Kişisel bakım ürünlerinin yanı sıra marihuana da satan Marley Natural, marihuananın ‘Starbucks’ı olmayı hedefliyor. Tüm bu veriler ışığında, kenevir tarımının hukuki mevzuatlar dahilinde artırılması, kenevirin endüstriyel olarak geniş alanlarda kullanılması, ekolojik özellikleri ve dünya tarihine baktığımızda kültürler için ortak bir değere sahip olmasıyla birlikte hem geçmişin, hem şimdinin hem de geleceğin bitkisi olduğunu söyleyebiliriz. 

Av. Erdem Eren’in Harvard Business Review Tr makalesinden alınmıştır. Yazının orijinal versiyonu için: https://hbrturkiye.com/blog/modanin-yumusak-karni

tr_TRTurkish
en_USEnglish tr_TRTurkish